Aşağıdaki telefonlardan bize ulaşabilirsiniz

(Use these numbers to reach us)

+90-534-551 0 551

+90-242-316 39 39

+90-530-951 51 66

Diğer ameliyatsız tedavilerimiz (Other nonsurgical treatments)

Prof Dr Saim Yılmaz

"Varikosel hastalarının büyük çoğunluğu

embolizasyon yöntemiyle ameliyatsız

olarak tedavi edilebilir"

 

Varikosel, testis toplardamarlarındaki kapak yetmezliği sonucu kirli toplardamar kanının yerçekimi etkisiyle testise doğru geri akması ve testis toplardamarlarını genişletmesiyle oluşan “mekanik” bir problemdir. Böyle bir problemin ilaç tedavisi ya da bitkisel/doğal bir takım formüllerle tedavi edilebilmesi ne yazık ki mümkün değildir.

Varikosel hastalarında tedavinin hedefi, varikosel içine kan kaçıran ve olaya “neden” olan damar ile varikoselin bağlantısını kesmektir. Böylece varikosel içine oluşan kan sızması (reflü) ortadan kalkacaktır. Testisin toplardamar kanı ise, vücudun zaman içinde oluşturduğu normal fonksiyon gören diğer toplardamarlara yönlendirilir. Böylece, varikoseldeki basınç artışı ortadan kalkar, ağrı kaybolur. Varikosel nedeniyle testis içindeki ısı artışı kaybolduğundan sperm bozuklukları düzelebilir, beslenme bozukluğu da ortadan kalkacağından küçülen testis yeniden büyüyebilir.

Varikosele kirli kanı geri sızdıran testis toplardamarı ile varikoselin bağlantısı iki şekilde kesilebilir:

  1. Cerrahi operasyon

  2. Embolizasyon tedavisi

 

 

Cerrahi operasyon:

Varikoselin tedavisinde, onyıllardır uygulanan klasik yöntem cerrahi operasyondur. Bu operasyon çoğunlukla genel anestezi altında yapılır. Amaç, reflü yapan testis toplardamarlarını bağlayarak testisle olan bağlantılarını kesmektir. Bunun için kasığın üstünden, kasık hizasından ya da kasığın aşağısından kesiler yapılarak testise kan götüren toplardamarlar tesbit edilmeye çalışılır ve anormal olduğu düşünülen tüm toplardamarlar bağlanır. Lenf damarları ve testis atardamarı bağlanmamaya çalışılır ancak operasyon sırasında bu damarları ayırt etmek mümkün olmayabilir. Bazı operasyonlarda ise, testis atardamarı kasıtlı olarak bağlanır çünkü bu atardamara yapışık olan toplardamarların sonradan varikosel tekrarına neden olmasından çekinilir. Testis atardamarının bağlanması nadir de olsa testis kaybına yol açabilir, bu olmasa bile testis atardamar bağlanmasının geç dönemde sperm parametrelerini olumsuz etkileyebildiği gösterilmiştir. Lenf damarlarının operasyonda yanlışlıkla bağlanması hastada hidrosel adı verilen testis çevresinde sıvı toplanmasına yol açabilir. Hidrosel, varikosel operasyonundan sonra hastalarda %30 a varan oranlarda görülebilen rahatsız edici bir komplikasyondur.

Varikoselde cerrahi operasyon 3 parametreye göre farklılık gösterir:

  1. Kesi yerine göre:                            

    • Kasık üstünden                   (Retroperitoneal)

    • Kasık seviyesinden             (İnguinal)

    • Kasık altından                     (Subinguinal)

  2. Operasyon tipine göre:                 

    • Açık cerrahi ile

    • Laparoskopik yöntemle

  3. Mikroskop kullanımına göre:       

    • Makroskopik                        (Çıplak gözle)

    • Mikroskobik                         (Mikroskop kullanarak)

Günümüzde varikosel için en sık uygulanan cerrahi operasyon teknikleri şunlardır:

  1. Retroperitoneal Yüksek Ligasyon (Palomo tekniği): En sık uygulanan ve tekniği en basit cerrahi operasyondur. Kasık üst kısmından yapılan küçük bir kesiden testis toplardamarına ulaşılır ve damar kolayca bağlanır. Ancak bu operasyonda varikosel tekrarı (nüks) daha sıktır, testis atardamarını bağlamak gerekebilir ve lenfatik damarlarda bağlanabildiğinden hastada hidrosel sıkça görülür.

  2. Laparoskopik Ligasyon: Aynı operasyon daha küçük kesilerle yapılır. Teknik olarak daha zor bir operasyondur. Operasyon sonrası hasta normal yaşama daha kısa sürede döner ancak komplikasyon oranı açık cerrahiden farklı değildir

  3. Makroskopik İnguinal Ligasyon (Ivanissevich Tekniği): Kasık seviyesinden yapılan daha geniş bir kesiden mikroskop kullanmadan yapılır. Reflü yapabilen toplardamarlar daha iyi görülür ve bağlanabilir, bu nedenle nüks ihtimali daha düşüktür. Ancak atardamar bağlanmasına bağlı testis hasarı ve hidrosel oluşma ihtimali azalmaz.

  4. Mikroskopik İnguinal / Subinguinal Ligasyon (Mikrocerrahi Teknik): Kasıktan ya da kasık alt kısmından yapılan bir kesiyle, testis torbasından dışarı çıkarıldıktan sonra, mikroskop altında testis çevresindeki tüm toplardamarlar temizlenmeye, testis arterleri ve lenfatik damarlar da korunmaya çalışılır. Dünyadaki en iyi merkezlerde yapılan çalışmalarda hidrosel, testis hasarı ve nüks ihtimallerinin %0-3 arasında değiştiği bildirilmiştir. Ancak daha az tecrübeli merkezlerde bu rakamların yükselme ihtimali vardır. Ayrıca, diğer varikosel ameliyatlarına göre daha zor ve uzun süren bir operasyondur.

 

Cerrahi tedavinin avantaj ve dezavantajları:

 

Varikoselde cerrahi tedavinin en önemli avantajı tüm dünyada uygulanabilen, özel bir teknik donanım gerektirmeyen ve yararları-riskleri iyi bilinen bir yöntem olmasıdır. Genel olarak, cerrahi operasyonla varikoselin kalıcı olarak tedavi edilme şansı %80-90 arasında değişmektedir. Bu oran, mikrocerrahi teknikle daha da yükselebilir.

Hidrosel, varikosel ameliyatlarından sonra en sık rastlanan komplikasyonlardan biridir.

Buna karşılık cerrahi operasyonların bazı dezavantajları vardır:

  • Cerrahi tekniklerde, operasyon sırasında hangi toplardamarın kaçak (reflü) yaptığını tesbit etmek mümkün değildir. Bu damar, cerrahi tekniklerde damarların görünümüne göre “tahmin edilerek” bulunmaya çalışılır ve bağlanır. Sıklıkla, reflü yapan damarla birlikte normal fonksiyon gören toplardamarlar da bağlanmak zorunda kalınır. Bazen, reflü yapan toplardamar sanılarak yanlışlıkla normal bir toplardamar bağlanabilir, operasyon sonrası iyileşmediği ifade edilen varikosellerin en önemli nedeni budur.

  • Cerrahi operasyon sırasında, testisin atardamarlarını diğer damarlardan ayırt etmek kolay değildir. Bunu kolaylaştırmak için atardamarları genişleten bazı ilaçlar ya da operasyon sırasında mikroskop kullanılsa bile testisin atardamarları operasyon sırasında istenmeden bağlanabilir. Atardamarı bağlanan hastalarda nadiren testis kaybı görülebilir, büyük çoğunluğunda operasyondan sonra herhangi bir belirti oluşmaz. Ancak bu hastalarda da ileri yaşlarda sperm parametrelerinde bozulma oluştuğunu bildiren bazı yayınlar vardır.

  • Cerrahi operasyonun en önemli dezavantajlarından birisi de işlem sırasında toplardamarlarla birlikte yanlışlıkla lenf damarlarının da bağlanması ve bunun sonucunda testis çevresinde hidrosel adı verilen bir sıvının toplanmasıdır. Hidrosel, testiste ağrı ve şişkinliğe yol açan, hasta açısından tatsız bir komplikasyondur. Genellikle, varikosel operasyonundan birkaç ay sonra ortaya çıkar, ancak bazen daha geç dönemde görülebilir. Hidrosellerin bir kısmı aylar ya da yıllar içinde kendiliğinden gerileyebilir, ancak çoğunda belli aralıklarla testisten sıvı alınması ya da ikinci bir cerrahi operasyon gerekli olmaktadır. Opere edilen olguların yaklaşık üçte birinde hidrosel tekrarlayabilir (Esposito ve ark, J Urol).

Video bilgilendirme: Varikoselde Embolizasyon tedavisinin üstünlükleri

Varikoselde uygulanan çeşitli cerrahi operasyon teknikleri 

Hidrosel, varikosel ameliyatlarında en sık rastlanan komplikasyonlardan birisidir.

VARİKOSELDE CERRAHİ TEDAVİ